True
Yetkin Düsünce Sayi 3 - Dini Düsüncede Güncelleme

Yetkin Düsünce Sayi 3 - Dini Düsüncede Güncelleme


Üst yazı
:
Yetkin Düsünce 3
Yayınevi
:
Kategori
:
Süreli Yayın
Yazar
:
Basım
:
1. Basım / Temmuz 2018
Sayfa Sayısı
:
272
Liste Fiyatı
:
65 TL
ISBN
:
2602-4365



Tanıtım Yazısı

            Türkiye’de geçtigimiz günlerde gündeme gelen “dini düsüncede güncelleme” konusu, sorunlardan kaçis ve bu sorunlarla yüzlesememe problemimiz yüzünden isteksizce tartisilmis ve hemen kapatilmaya çalisilmisti. Yetkin Düsünce dergisi üçüncü sayisinda Mustafa Tekin’in “Güncelleme- Bir Yol Haritasi”, Ahmet Keles’in “Dinin Güncellenmesinin Anlam ve Imkani”, Mustafa Öztürk’ün “Din Güncellenebilir mi? Güncellenemez mi?”, Kadir Canatan’in “Ertelenmis Güncellemenin Kaçinilmazligi: Çagimizdaki Islam Anlayislari Üzerine Bir Sorgulama”, Mehmet Erdogan’in “Asil Mevrid-i Nasda Içtihada Mesag Vardir!”, Esat Arslan’in “Tarik b. Ziyad 21.Asirda Yasasaydi Tevbe Suresini Nasil Okurdu?”, Sait Simsek’in “Arayislar”, Ayse Yasar Ümütlü’nün “Dinde Güncellemenin Imkani Problemi ve Kadina Karsi Siddet Örneklemi Üzerinden Analizi”, Yildiz Ramazanoglu’nun “Ev Kadini Miti ve Degisen Kadin Profili”, Yasar Soyalan’in “Islam’in Güncellenmesi Tartismalari Baglaminda Ilahi Vahyin Zamansal ve Toplumsal Gerçeklige Tekabuliyeti Meselesi”, Muhammet Özdemir’in “Islam’in Temsil Düzeninin Glokalizasyon Sorunu Özelinde Güncellenmesi”, Abbas Pirimoglu’nun “Dinde Islah Tartismalarinda Iskaller ve Sualler”, Muhammet Çelik’in “Yenilenmenin Sorunlarina Dair”, Mehmet Evkuran’in “Islam Düsüncesinde Yenilenme Arayislari: Tecdid Paradigmasi Üzerine Notlar” adli yazilariyla dosya konusunu inceliyor.
“Islami Bilincin Günbatimi” adli yazisiyla Atasoy Müftüoglu ve “Iran Islam Cumhuriyetinde Muhalefet: Devrim Sonrasi Alternatif Politikalara Bakis” adli yazisiyla Riza Kurtulus, derginin bu sayisinda dosya konusu disindaki makalelerini kaleme almislar.
Fatih Yaman’in Iranli yazar ve akademisyen Mansur Hashemi ile yaptigi söylesi derginin dosya konusuyla uyumlu olarak yine dini düsüncede güncelleme meselesi etrafinda dönüyor.
Derginin kültür-sanat bölümünde Muhammed Ekrem Çavus, “Istanbul ile Halep Arasinda Bir Kültür Köprüsü” baslikli incelemesinde Halep’ten Istanbul’a gelerek Üsküdar’da Kelimât adli bir sanat galerisi açan ve kültürler arasinda köprü olmayi hedefleyen Adnan el-Ahmed’in macerasindan bahsediyor.
Kitap kritikleri bölümünde Kadir Canatan, Fazlurrahman’in “Islami Yenilenme / Makaleler II” adli kitabini, Rufi Tiryaki de Nasr Hamid Ebu Zeyd’in “Yenilik Yasaklama ve Yorum” adli kitabini inceliyor.
            Güncelleme meselesinin kamuoyunda, hatta ilmi çevrelerde fikih ve fetva merkezli düsünüldügünü belirten Mustafa Tekin, bu kisir tartismadan çikip konunun insan haklarini da kapsayacak sekilde daha genis bir sekilde ele alinmasini öneriyor. Yazara göre, dinin içine sizmis olan “tarihi agirliklar” atilmadikça ve dinin temel ahlaki ve insani umdeleri hedeflenerek yeni bir hayat insa edilmedikçe, gelenekte biriken ve din zannedilen bu seyler Müslümanlarin gelecege dogru saglikli bir sekilde yürümesini engellemeye devam edecektir.
Ahmet Keles dini güncellemenin anlam ve imkanini sorgularken, özellikle çok kullanilan “sabit ve degisken” ya da “tarihsel ve evrensel” gibi kavramlarin öncelikle yerli yerine oturtulmasi gerektigini belirtiyor. Zira konunun uzmani olmayanlar “evrensel” ile “tarihsel” kavramlarini birbirinin ziddi zannetmektedir. Oysa tarihselin ziddi mitoloji, evrenselin ziddi yerelliktir. Bu anlamda tarihsel olmak evrensel olmanin ziddi degil tam aksine zorunlu sartidir; çünkü tarihsel olmayan evrensel olamaz. Ahmet Keles’in yazisinda ayrica yeni bir epistemolojinin mahiyeti ve mantigi, sosyal ve hukuki düzenlemelerin sabit ve degiskenleri de inceleniyor.
Mustafa Öztürk bu tartismadaki kavramlar dünyasinda daha da temele inerek “din” kavramindan basliyor ise. Dinin degisken degil sabit oldugunu, aksi halde ona din denilemeyecegini ileri süren Öztürk, dinin uluhiyet ve rububiyette tevhid ilkesine karsilik geldigini savunuyor. Ancak dinin degismez olmasi, dine dair tasavvurlarin da degismez oldugu anlamina gelmiyor. Allah tasavvuru ve ahiret inanci da buna dahildir. Daha sonra seriatin ve ser’î hükümlerin “din” olup olmadigi sorusuyla devam ediyor yazi. Makalede nesih konusundan baslayarak güncelleme meselesi nüzul döneminden itibaren inceleniyor ve Kur’ân’daki “ma’rûf” kavraminin “örf, adet ve gelenek”le hemen hemen ayni anlama gelmesinden hareketle “Kur’ân’daki pek çok hüküm dinî degil örfî niteliklidir” yargisina variliyor. Pratik hayatla teorik söylemler arasindaki tezattan hareketle güncelleme meselesini ahlaki açidan da sorgulayan yazarin su sözlerini burada alintilamak istiyoruz: “Günümüz Ilahiyat camiasinda çok sik sahit oldugumuz bu tutum aslinda seriat ve ser’î hüküm meselesinin çok kere “riyakârlik disiplini” içerisinde mevzu bahis edildigini gösterir. Çünkü Kur’an’in muamelat ve ukûbâtla ilgili ahkâminin tarih-üstü geçerliligini savunan akademisyen zevatin kendi söylemlerini bizzat kendilerinin dahi umursamadiklari, pratik hayat tecrübelerinden bellidir. Hâl böyleyken, muamelat ve ukûbâta dair Kur’an ahkâminin tarihsel sartlar muvacehesinde islevselligini kaybettigi ve/veya kaybedebilecegi yönündeki tespitler “tarihselcilik” kodlamasiyla bir çirpida seytanlastirilabilmektedir.”
Kadir Canatan, Bergson’un statik din - dinamik din ayrimiyla açtigi yazisini Malik b. Nebi’nin Islam dünyasiyla ilgili tespitleriyle devam ettirdikten sonra bugünkü Müslüman dünyanin gelenek ve yenilenme karsisindaki konumlarina göre üç kisma ayrildigini ileri sürüyor: Gelenekçi Islam anlayisi, modernist Islam anlayisi ve yenilikçi Islam anlayisi seklindeki bu tasnifte üçüncü sinifta bulunanlar diger iki siniftaki asiriliklara kaymayip orta yolu tutanlar oluyor. Canatan ayrica gelenekçilerin ve modernistlerin asiri tutumlarindaki psikolojik ve sosyolojik temellerden de bahsettigi yazisinda yenilenmenin nirengi noktasi olarak Islami bilimlerin yeniden insasini gösteriyor. Asil can alici nokta ise güncelleme ve yeniden yapilanmanin engellenmesi halinde Müslüman dünyanin sekülerlesecegine dair tespittir.
Mecelle’deki “Mevrid-i nasta ictihada mesag yoktur” kaidesine gönderme yapan Mehmet Erdogan “asil mevrid-i nasta ictihada mesag vardir!” diyor. Zira bizzat naslarin anlasilmasi ve yorumlanmasi ister istemez içtihat konusu olacaktir. Erdogan’in yazisinda günümüz Islam dünyasinin içinde bulundugu vahim durumu gösteren çok sayidaki pasajdan biri su: “Kur’ân’da pek çok nassta kendisine atifta bulunulan kölelik bir olgu olarak artik dünyamizda mevcut bulunmamaktadir. Buna mukabil onlarin yerini birkaç asirdir isçilik olgusu almistir. Ne gariptir ki bizim hâlâ fikih diye elimizde bulunan kitaplarimizda kölelik ahkâmi var, ama hayatta köleligin kendi yok, öbür taraftan da hayatta isçilik diye bir olgu var, bu kez de onlarin vakiasina uygun düsecek, grev, lokavt, toplu sözlesme, kidem tazminati, açlik ve yoksulluk siniri, asgari ücret, taseron isçilik, ücretlerin vergilendirilmesi ve zekati vb. gibi sorunlarina cevap olacak fikihta ahkâm yoktur.” Içtihadin engellenmesinin aslinda gelenegi korumakla sinirli kalmayip günümüz toplumsal hayatinda örnegin evlilik kurumunda nasil adaletsiz uygulamalara yol açtigini okudugunuzda, konunun önemini bir kez daha kavriyorsunuz.
Esat Arslan’in Tevbe suresinin Abdullah Azzam yorumuna getirdigi elestirisini ihtiva eden yazisinin ardindan Sait Simsek’te karsilastigimiz tasnif daha geriden alinan ve daha derine inilen bir tasnif olarak çikiyor karsimiza. Çünkü Islam alemi yenilgiye ugradiginda aslinda ortaya çikan farkliliklar sadece din dahilindeki yaklasim farkliliklari degildi. Bu yüzden fotografa daha genis bir açidan baktigimizda “Islam dininden kismen veya tamamen vazgeçilmesini savunanlar” ile “dinde islahati savunanlar” olmak üzere iki grubun varligini görürüz.
Cumhurbaskaninin 8 Mart dünya kadinlar günündeki konusmasiyla alevlenen bu güncelleme tartismasi, Ayse Yasar Ümütlü’nün makalesinde “kadina siddet” baglaminda ele aliniyor. Bu çerçevede yazar 6284 sayili ailenin korunmasi ve kadina yönelik siddetin önlenmesine dair yasa ve uygulamalari bir içtihat reformu olarak görüp göremeyecegimizi sorguluyor.
Hemen ardindan Yildiz Ramazanoglu degisen kadin profilinden bahseden yazisiyla geliyor. Kadinlari fitne fesat sebebi olarak gören, meslek sahibi olduklari için onlarin yuva yiktiklarini düsünen, bes yasindaki kiz çocuklarini bile cinsel tahrik unsuru sayan, kadinlari esekle köpekle bir tutan, sürekli terbiye edilmeye muhtaç ikinci sinif varliklar konumuna iten, kadinin dövülmesini erkegin desarj olmasi için gerekli bir Islami rükün olarak gören söylemler dört bir yani sarmisken, kadin profili nasil degismesin? Zira sadece kadinlar üzerinden isleyen bir ahlaki dini olarak da temellendirmeye çalismak, özellikle dini pratiklere daha elestirel ve akli yolla yaklasan genç kusaklarda çözülmelere sebep oluyor. Diger taraftan kadina dayatilan “ev hanimi olma” hikayesi, günümüz ev hanimlarinin durumuna bakmayi da gerektiriyor. Ezilme ve sömürülme meselesi bir yana, “mütedeyyin kadinlarin vaktinin akil almaz bayagiliktaki sabah kusagi programlariyla nasil heba oldugunun tescillenmesi için kamuoyu arastirmalari yapilabilse keske. Fakat biraz dikkatlice çevremize bakar ve kapilardan yayilan tv sesine kulak verirsek durumun vahametini, milyonlarca kadin enerjisinin bloke olusunu, somut veriler olmaksizin da anlayabiliriz. Çürümenin ta kendisidir bu durum ama hiç kimsenin umurunda ve gündeminde degil. Yeter ki dört duvar arasinda kontrol altinda tutulsun bu cinsi latif.”
Mehmet Yasar Soyalan’in yazisi, Nisa suresi 34.ayetin mealini Elmalili ile Diyanet mealleri üzerinden karsilastirarak, ayrica yine aile ile ilgili meseleler üzerinden, güncelleme meselesini ele aliyor. Muhamet Özdemir’in yazisinda güncelleme meselesi küresellesme sorunu ve yazarin bir önceki sayida da degindigi deizm tartismalari esliginde ve özellikle Türkiye ölçegindeki toplumsal olgularin analiziyle birlikte ilerliyor. Abbas Pirimoglu, yine yaptigi yogun okumalarla Türkiye’deki degisim sosyolojisi ihtiyacina ve bunun arka planina deginiyor.
Muhammet Çelik, yasanan medeniyet krizinin çözülmesi için Islam dünyasinin aydinlarinca sunulan acil çözüm önerilerinin sihhatini, çözülmek istenen problemlerin gerçekten Müslüman toplumlarin problemi olup olmadigini, seriatin maksatlari ile yenilenme fikrinin maksatlarinin kesisip kesismedigini sorguladigi yazisinda, verili degerlerin mutlak kabul edilmesi halinde ortaya çikan durumun mahiyetine deginiyor ve yenilenmenin önündeki engeller olarak bir yandan Islam dünyasindaki milliyetçi bölünmeleri gösterirken diger yandan gelenekçilerin ruhbanlastirici baskisina isaret ediyor. Ancak teorik konusmalar yenilenmeyi nasil saglayacak, üstelik din gibi toplumsal coskuya ihtiyaç duyulan bir alanda?
Mehmet Evkuran da benzer bir konuya deginmis yazisinda: Usul ve yönteme yapilan vurgunun çok abartildigini söyleyen yazar, bu durumun “usul sorunu çözüldügünde diger tüm sorunlarin da kendiliginden çözülecegini” vehmettirdiginin altini çiziyor. Oysa usul ve yöntem içerikten bagimsiz degildir. Üstelik din anlayisindaki yenilenme çabalarinin muhatabi olan dindar halklar, bu yenilenmeye dahil edilmedigi sürece, herhangi bir yenilenmeden söz edilemeyecektir.
Bu anlamda Atasoy Müftüoglu’nun “entelektüel Islami mücadelenin küresel ufka sahip olmasi gerektigine” dair hatirlatmasini içeren yazisi da, derginin kapak konusuyla örtüsmektedir.


Kitap hakkında teknik bilgiler.
İlk Çıkış
:
Temmuz 2018
Cilt
:
Amerikan Bristol 230 gr
Kağıt
:
Enso Creamy 60 gr.
Boyut
:
16 x 24
Kelimeler
:

Kitabın Yazarı

Kollektif

Çeviri Kitaplar

Arapça (62)
Farsça (21)
İngilizce (7)

Arama

Kitaplarımız ve yazarlarımızı sitemiz içerisinde arayabilirsiniz...

 
İLİMYURDU Yayıncılık ve Eğitim Hiz. Ltd. Şti.
Adres : Molla Gurani Mah. Akkoyunlu Sk.
            No: 36 Fındıkzade Fatih / İstanbul
Tel     : 0212 533 05 35
Faks   : 0212 631 53 69
Mail   : info@ilimyurdu.com
Tüm Hakları İlim Yurdu Yayıncılık’a aittir. Kaynak belirtilmeden hiçbir içerik kopyalanamaz. | Tasarım & Yazılım: Dizayn Sanat